a href="http://www.bigoo.ws">



•-)•––––Mızıkçı'nın Dünyasına HoşgeLdiniz ;)––––•(-•

mızıkçı sizlerle :) - Blogcu

6/11/2008 - Keşke ben hep çocuk kalsaydım


°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°

 

Keşke ben hep çocuk kalsaydım

 

°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°

 

Ne olurdu sanki hiç büyümeseydim, çocuk saflığıyla yaşasaydım hayatı.. Delicesine koşup terleseydim de sokaklarda,  yorulduğumu hiç anlamasaydım.  Her şeyi bilsem de hiçbir şeyden haberim yok gibi davransaydım. Zırıl zırıl ağlayıp koşmaktan yorgun düşen bedenimi hissetmeyip annemin koynunda sabahlasaydım. Kötülerden ve kötülüklerden haberdar olmasaydım. Hayat beni hırpaladıkça küsmeseydim de hep oyun sansaydım, heep oyun sansaydım. Kırılan kalbime inat; kalp kırmak yerine  çocuk kalıp oyuncaklarımı kırsaydım ve kırılan oyuncağım için doya doya ağlasaydım. Kırdığım oyuncaklarımı eskisi gibi olmayacaklarını bile bile tamir etmeye kalksaydım. Düştüğümde kanayan dizlerime aldırmadan tıpkı oyunbozan bir çocuk gibi kaldığım yerden devam edip mızıkçılık yapsaydım. Ve tüm acılarımı bir çırpıda unutup en büyük acıyı dizimdeki yaraymış sansaydım. Düşünmekten kazan gibi olan başımı koyacak yer bulamadığımda annemin huzur veren yumuşacık dizlerine koysaydım. Ve gözlerimi yumup mışıl mışıl uykuya dalsaydım.

Uykudan kalktığımda ise tıpkı çocukluğumdaki gibi her şeyi oyun saysaydım, oyun sansaydım. Kan ağlayan gözlerimi kurutsaydım, her şeyi ama her şeyi unutsaydım. Keşke ben heep çocuk kalsaydım.

 

 

°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°

 

°•.¦.•°Yazan°•.¦.•°Füsun°•.¦.•°

 

°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°°•.¦.•°

 

 

Yaşamın trajedisi ölüm değil, yaşarken içimizde ölmesine izin verdiklerimizdir...

Hayat bazen özlemektir.
Küçük bir çocuk olsan bile, özlem yüreğe düşünce, elma şekerine bile küsmektir.

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/9/2008 - Kadir Geceniz Mübarek Olsun


Kadir Gecesi

En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur’ân’da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir. Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki, o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî hâdiselerin anlatılması için müstakil bir sûre inmiştir. Bu sûre Kadr Sûresidir.

Yine Cenâb-ı Hak bu gecenin kudsiyetini bildirmek için beş âyetli bir sûrede üç defa “Leyletü’l-Kadr” ifadesini açıkça zikretmektedir:

“Şüphesiz, o Kur’ân’ı Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin, Kadir Gecesi nedir? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.”

Ulvî hâdiseler de sûrenin sonunda şöyle ifade buyurulur:

“O gecede melekler ve Cebrâil Rablerinin izniyle her iş için arka arkaya iner. O gece, tan yerinin aydınlanmasına kadar bir selâmettir.”

Kadir Gecesinin en önemli özelliği, cin ve insanlara iki cihan saâdeti bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma Cebrâil (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.

Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedî refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi duâ, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır.

Bu gecedeki İlâhî ziyafete ve Kur’ânî sofraya başta Kur’ân-ı Mübini Resulullah Aleyhissalâtü Vesselâma vahiy yoluyla getiren Cebrâil olmak üzere melekler de inerek şenlendirirler. Kalb ve basîreti açık olan mü’minlere uhrevî âlemden manzaralar sergilenir. Meleklerin peyder pey inmesiyle yeryüzü mânevî bir tazyike maruz kalır. Dünya âdetâ onlara dar gelmeye başlar. Mü’minlerin etrafını kuşatarak onlara Rablerinin bağış ve rahmetini müjdelerler. Tan yeri ağarıncaya kadar devam eden bu ulvi tecelli, ümmet-i Muhammed’in gönüllerine engin bir huzur ve saadet dalgası estirir.

Kadir Gecesinde böyle nurlu hâdiselerin yıldönümlerini idrak ederiz. Onun kadrini bilmekle de feyiz ve bereketinden, dünyayı kuşatan nuranî havasından istifade etmiş oluruz.

Bin ay denmesinin hikmeti nedir?

“Bin ay” seksen üç sene dört aylık bir süreye tekabül eder. Geçmişteki salih kimselerin bir ömür boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde elde etme fırsatıdır. Resulullah (a.s.m.) sahabilere İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silâhlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı. Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az gördüler. Bunun üzerine Kadir Suresi indirildi.

Başka bir rivayette Peygamberimiz Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail Aleyhisselâm geldi, “Yâ Muhammed, ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinde hayrete düştüler. Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir” diyerek Kadir Suresini okudu ve, “İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır” buyurdu.1

Diğer bir rivayette Resulullaha bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı. 2

Kadir Suresi bu hadiseler üzerine nazil olmuştur.

Bu sure, Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir suredir.

Sure neden Kadir Gecesinde indi?

Peygamber (a.s.m.) her şeyden önce bir uyarıcıdır. Bu ikaz görevini doğrulukla yapması için emri önce kendi nefsinde uygulaması lazımdı. Nefsine uygulamanın en uygun vakti de gece vaktidir.

Neden “Kadir” Gecesi?

Kadir Gecesi hüküm gecesi demektir. Duhan Suresinde açıklandığı üzere İlâhi takdirce belirtilen hükümler Kadir Gecesinde ayırd edilir. Bu anlamda Kadir Gecesine takdir gecesi diyenler de vardır. Aslında eşyanın, işlerin ve hükümlerin miktar ve zamanları ezelde takdir edildiği için burada söz konusu olan takdir, önceden tespit edilen kader programının yerine getirilmesiyle ilgili planların hazırlanmasıdır.3

“Kadr” kelimesinde “tazyik” manası da vardır. Buna göre o gece yeryüzüne o kadar çok melek iner ki, dünya onlara dar gelir.

Bir hadiste, “O gece yeryüzüne inen meleklerin sayısı çakıl taşlarının sayısından çok daha fazladır” buyurularak buna işaret edilir.4

Kadir Gecesinin Ramazan’ın hangi gecesine rastladığı hususunda pekçok rivâyet olmakla birlikte, Ramazan’ın son on gününde aranması tavsiye edilmiştir. Bazı hadis-i şeriflerden de 27. gecesine denk geldiği bildirilmektedir. “Onu yirmi yedinci gecede arayınız” meâlindeki hadis bu hususa işaret etmektedir.5

Bu rivâyetlerin ışığında, İslâm âlimleri Kadir Gecesinin Ramazan’ın yirmi yedinci gecesi olarak kabul etmiş ve böylece Müslümanlar o geceyi Kadir Gecesi niyetiyle ihya edegelmişlerdir.
Bunun için mü’minler mümkün mertebe, vakit ve imkânları ölçüsünde Kadir Gecesini değerlendirmeye çalışırlar. Uyku ve istirahatla geçirmemeye gayret ederler. Çünkü bu gecede herbir Kur’ân harfine otuz bin sevap verilmektedir. Diğer ibadetlerin sevabı da o nisbette artış göstermektedir.

Kadir Gecesini değerlendirmek ve o vaktin feyiz ve bereketinden istifadeyi arttırmak için namaz kılınır, Kur’ân okunur, Kur’ân tefsirleri mütâlaa edilir. Zikredilir, salavat-ı şerife getirilir. Duâlar edilir, Allah’a niyaz ve tazarruda bulunulur. Fakir ve kimsesizler doyurulur, bol bol sadaka verilir. Hâsılı her vesileyle vakit nurlandırılır. Kadir Gecesinin getireceği büyük kazanç hakkında rivâyet edilen hadisler en güzel teşvik mahiyetini taşımaktadır.
“Kim inanarak, sevabını ancak Allah’tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir.”6

Bu gecede nasıl duâ edelim? Bunu da Hazret-i Âişe (r.a.) vasıtasıyla yine Peygamberimizden öğrenelim.

“Dedim ki, ‘Yâ Resulallah, Kadir Gecesine rastlarsam nasıl duâ edeyim?”

Resulullah Aleyhissalâtü Vesselâm “Allahümme inneke afüvvün tuhibbü’l-afve fa’fu annî (Allahım, Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle) dersin’ buyurdu”7

 bu mübarek gecede Allah tüm dualarımızı kabul etsin

 

Mehmet Paksu'nun Mübarek Aylar günler ve geceler kitabından

***

Bu hayatta yaptıklarımız sonsuzlukta yankısını bulur.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/9/2008 - Ramazan nükteleri...

 

Ramazan nükteleri...

 

Sultan II.Mahmud Han asr-ı ricalinden bir zât, Ramazanda bazı ahbab ve tanıdıklarını iftara davet etmiş. Meşhur şair İzzet Molla da davetliler arasındaymış.

 

Yatsı ezanı okunmuş, cemaatle namaza başlamışlar. İmamlık eden zât, namazı neredeyse iki secdeyi bir edecek kadar acele kıldırıyormuş. Çok kısa zamanda sonuncu rekatın tahıyyatına gelmişler. O aralık dışarıdan bir adam gelip namaz kıldıklarını görünce:

 

"Hazır abdestim varken ben de cemaate yetişeyim" diye düşünüp safa dahil olacağı sırada cemaat selam vermiş. İzzet Molla dönüp adama şöyle demiş:

 

"Be adam! Biz içinde iken yetişemiyoruz, sen dışarıdan gelip nasıl yetişeceksin?"

 

***

 

Bir ramazan günü III. Mustafa'nın veziri Koca Ragıp Paşa'nın konağında yapılan sohbet esnasında Ragıp Paşa Şair Haşmet'e hitaben:

- 'Senin de borcun var mı Haşmet?' diye sorar ve ondan sonra şu cevabı alır:

- Evet efendim, mahalle bakkalına bin kuruş, kasaba beş yüz kuruş... Ragıp Paşa sorusunun anlaşılmadığını düşünerek şu açıklamayla birlikte tekrarladı sorusunu:

- 'Ben onu sormuyorum, oruç borcun var mı?' Şair Haşmet bu soruyu şöyle cevaplamış:

- Paşam, oruç borcunu ALLAH sorar; sizin soracağınız kul borcudur.

 

***

 

Adamın biri ramazan günü erik yiyormuş. Bunu gören adam:

- Yahu, Müslüman olan böyle oruç yer mi? demiş.

Adam:

- Hayır oruçluyum, cevabını verince adam, avurdunun şişliğini işaret ederek:

- Ağzındaki nedir? diye sormuş.

Adam:

- Eriktir, demiş, iftara kadar yumuşasın diye ağzımda tutuyorum

 

***

 

Beyzâde ramazan girer girmez her türlü melanetten tövbe ederek namaza başlamış. Onu mescidde gören tanıdıkları kenardan işaret ederek, “MaşALLAH, ne de güzel namaz kılıyor, ne de güzel yakışıyor, nazar değmesin” gibi güzel kelimelerle taltif ettikçe bu lâflar bizim beyzâdenin kulağına değmekte ve delikanlı içten içe hoşnut olup zevke gelmekte ve içi içine sığamamaktadır. Nihayet bir yerde kendini zapt edemeyip namazı rükûda iken bozar ve kendisini methedenlere seslenir,

-          Belki haberiniz yoktur, üstelik şu anda oruçluyum bile!..


 ***

Hayırlı ve bereketli Ramazanlar geçirmeniz dileğiyle.

Hayat daima sana,senin verdiklerini geri verir. Hayat yaptığımız davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman, daha çok sev! Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli ol!Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı duy.İnsanların daha sabırlı olmasını istiyorsan, insanlara daha çok sabırlı olmayı öğren! 
Bu kural hayatımızın bir parçasıdır.  

Hayat bir tesadüf değil, yaptıklarımızın aynada ki yansımasıdır....!!

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/7/2008 - Regaip Kandiliniz Mübarek Olsun



Hepinizin bu mübarek gecesi hayırlı olsun

Peygamberimiz (s.a.v.) üç aylar hakkında şöyle buyurmuştur:

"Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır."

Üç ayların değerini ifade eden bir önemli özellik ise beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar içinde olmasıdır.

Dinimizde ayrı bir değeri olan üç ayların, kişide insani özelliklerin olgunlaşmasında ve iradenin kontrol altına alınmasında rolü büyüktür. Zira Recep ve Şaban aylarının feyzinden ve bu aylarda bulunan Regaip, Mirac ve Berat gecelerinin rahmetinden istifade yolunu tutan bu kişi Ramazan ayında ise her türlü kötülükten kendini uzak tutar ve insani vasıflarının artmasına gayret eder. Nihayet Kadir gecesinde yapacağı ibadet ve tövbe ile manevi hazza ulaşır. Recep ayının ilk kandili olan Regaib Kandili’nin de ‘rahmeti, bereketi ve marifeti bol olan bu ayda Allah tüm dualarınızı kabul etsin.

Binlerce çiçek var, gül başka, milyonlarca insan var ama dost başka, milyarlarca gün var ama KANDİLLER başka, REGAİP KANDİLİNİZ mübarek olsun.

 

 



Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/6/2008 - Türk Milleti

Türk Milleti "Lideri'ni" Arıyor !...

 

Lider İçin Kriterler...




* VİCDANI HÜR, İRFANI HÜR, DÜŞÜNCE, İFADE
VE İRADESİNDE ÖZGÜR, ŞAHSİYETLİ, HAYSİYETLİ, YÜKSEK AHLAK VE KARAKTER
SAHİBİ,


Her şeyden önce kim olduğunu bilen ve kendine guvenen.
* HAK YOLUNDA, MİLLET HİZMETİNDE “TÜRK MİLLETİ VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ ADINA”, "İNSAN HAKLARI, HÜRRİYET, ADALET, HUKUK, REFAHI TABANA YAYMA, BARIŞ VE DEMOKRASİ" MÜCADELESİ VERECEK,


Ben diktatör değilim. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar. Evet bu doğrudur.
Benim isteyip de yapamayacağım bir şey yoktur.
Çünkü ben zoraki ve insafsızca hareket etmesini bilmem. Ben kalpleri kırarak değil kazanarak hükmetmek isterim.
Mustafa Kemal ATATÜRK



AYRICA, İNSANLIK İDEALİ; BİLİMİN VE “BİLİNCİN” GELİŞMESİ UĞRUNDA SADAKAT VE SAMİMİYETLE FAALİYET GÖSTERECEK;ÇÖZÜM VE PROJE ÜRETEREK
“FİKREN, İLMEN, FENNEN VE FİİLEN” MÜCADELE EDECEK, ***Her kim olursa olsun insanlara değer vermeli ve mütevazi olmalıdır...Millete efendilik yoktur. Ona hizmet etmek vardır.
Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.
Mustafa Kemal ATATÜRK


* DOĞRUYU SÖYLEYEN, DÜRÜSTLÜKTEN ŞAŞMAYAN,
GEREKTİĞİNDE BU UĞURDA (HAKKANİYET, HUKUK VE ADALET İÇİN) DÜNYAYA KAFA TUTAN,
***Bu ulusu ben değil içimizdeki ruh, damarımızdaki kan kurtarmıştır.
Mustafa Kemal ATATÜRK
* TÜRK’ÜN MİLLİ-MANEVİ-İLMİ, TARİHİ DEĞERLERİNE SAHİP VE MUKADDESATINA SAYGILI,
KENDİNİ TÜRK KÜLTÜR VE MEDENİYETİ İLE,
“TÜRK BİRLİĞİ” NİN GELİŞİP YÜKSELMESİNE ADAYACAK,
***Önde yürüyen değil, yol gösteren olmalıdır.
Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.
Mustafa Kemal ATATÜRK



 TEPEDEN TIRNAĞA KADAR SAĞLAM, İLİM, İRFAN, VİCDAN, BASİRET VE BEKA İLE HAREKET EDEN, VİCDANININ SESİNİ DİNLEYEN, BİLİNCİPUSULANIN İBRESİ GİBİ “ASLA” İSTİKAMETİNİ ŞAŞMAYAN,
***Lider dediğin:
Yeri geldi mi sıradan bir asker Yeri geldi mi Başkomutan olmalıdır... Memleketin ellide biri değil, her tarafı tahrip edilse, her tarafı ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan savunma ile meşgul olacağız.
Mustafa Kemal ATATÜRK
 * YERİNİ BİLEN VE ONU DOLDURAN,
İŞİNİ BİLEN VE ONU SEVEREK,İSTEYEREK,
HAKKIYLA YAPAN,
ÇALIŞMAKTAN KAÇMAYAN,
BIKMAYAN, YIKILMAYAN, USANMAYAN, FAKİRLİKTEN UTANMAYAN,
***Lider dediğin:
Fedakar olmalıdır.
Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.
- Mustafa Kemal ATATÜRK


KUMAR BORCU,
DİYET BORCU, NAMUS BORCU OLMAYAN,
EĞİLMEYEN, BÜKÜLMEYEN;
RÜŞVET, İLTİMAS, YOLSUZLUK VE SUİSTİMALE
ASLA TEVESSÜL ETMEYEN,
ONURLU VE ERDEMLİ, FERASET VE BASİRET SAHİBİ,


Lider dediğin:
İlkelerine ve sözlerine bağlı olmalıdır. Ben toprak büyütme meraklısı değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak sözleşmeye dayanan hakkimizin isteyicisiyim.. Onu almazsam edemem. Büyük meclisin kürsüsünden milletime söz verdim. Hatay'ı alacağım. Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem milletimin huzuruna çıkamam. Yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, Yenilmem. Yenilirsem bir dakika yaşayamam.
Mustafa Kemal ATATÜRK


 KARDEŞE-YANDAŞA,
YOLDAŞA (YOL ARKADAŞINA)
DEĞİL;
TAM BİR EŞİTLİK,
SORUMLULUK VE ADALETLE
MİLLETE HİZMET EDEN;
SATILIK OLMAYAN;
NAMUSLU, DÜRÜST, İLKELİ-ONURLU, SORUMLU, ÇALIŞKAN, DEMOKRAT, LAİK..,


Lider dediğin:
Güvenilir ve samimi olmalıdır.
Kalbinde ne varsa dilinden de o dökülmelidir.
Ben düşündüklerimi, sevdiklerime olduğu gibi söylerim.
Aynı zamanda lüzumlu olmayan bir sözü kalbimde taşımak iktidarında olmayan bir adamım.
Çünkü ben bir halk adamıyım.
Ben düşündüklerimi daima halkın huzurunda söylemeliyim. Yanlışım varsa, halk beni tekzip eder.
Fakat şimdiye kadar bu açık konuşmada halkın beni tekzip ettiğini görmedim.
Mustafa Kemal ATATÜRK



CESUR OLDUĞUNU HAYKIRMADAN CESUR OLAN;
GÖSTERİŞ VE ALâYİŞTEN UZAK ‘GECE-GÜNDÜZ DEMEDEN’ ÇALIŞAN-ÜRETEN-ÇALIŞTIRAN, "CESARET FAZİLET' TİR" DİYEN,
 ***Lider dediğin:
Konuşmayı ve dinlemeyi bilmelidir.
* SON KURUŞUNA KADAR
HELAL KAZANACAK,
SADECE
KAZANDIĞINI YİYECEK VE YALNIZCA
PARASINI ÖDEYEBİLDİĞİNİ GİYECEK;
İCABINDA
CESARET VE KARARLILIKLA
"HAYIR"
DEMEKTEN ÇEKİNMEYECEK VE;
"ONA GÜCÜM YETMEZ"
DİYE CEVAP VERMEKTEN UTANMAYACAK,
***Lider dediğin Sorumluluk almayı bilmeli.
Mesuliyet yükü her şeyden, ölümden de ağırdır.
Mustafa Kemal ATATÜRK
 * HAKLININ, İYİNİN, DOĞRUNUN,
MASUMUN VE MAZLUMUN YANINDA YER ALACAK;
“AB” Yİ TÜRKİYE’DEN KOVACAK
VE GEREKTİĞİNDE;
HAKSIZDAN, YOLSUZDAN, HIRSIZDAN VE MÜCRİMLERDEN HESAP SORACAK,
"İYİ İNSAN,
İLKELİ, ONURLU, SORUMLU, NAMUSLU-DÜRÜST;
‘DEVLET İDARESİNDE MİLLET İRADESİNİ HAKİM KILACAK’
TAM BİR MEDENİ (İLMİ) CESARET,
YÜREKLİLİK, İNANÇ VE BİLİÇLE
“YETER !... SÖZ MİLLETİN’DİR…”
DİYEBİLECEK
KALİTELİ VATANDAŞLAR VE GERÇEK DEMOKRATLAR...
 A R A N I Y O R
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
VATANDAŞLARI



Astlarına ve dostlarına sonuna kadar güvenmeli.
Benim için ordumuzun kıymetini ifadede ölçü şudur:
Türk ordusunun bir kıtası muadilinin behemehal mağlup eder, iki mislini durdurur ve tespit eder.
Mustafa Kemal ATATÜRK



Lider dediğin:
Hedefleri gibi Zafer zafer benimdir diyebilenin, muvaffakiyet, muvaffak olacağım diye başlayanın ve muvaffak oldum diyebilenindir.
Mustafa Kemal ATATÜRK



Lider dediğin:
Kavgaları gibi Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Benim sizden istediğim şey, yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman da, durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Mustafa Kemal ATATÜRK



Lider dediğin:
Sevdaları gibi Biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatimizi yok etmeyi göze alırız.
Mustafa Kemal ATATÜRK
***Lider dediğin:
Gazi Mareşal (Prof. Dr.)
"Mustafa Kemal ATATÜRK"
gibi OLMALI.



Büyüklük odur ki! Kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri asacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin.
Mustafa Kemal ATATÜRK
 *Oldu mu
VATAN;
**Öldü mü
EFSANE
olmalı...



İlke ve "TÜRK" İnkılapları
tam bir sadakat, namuskarlık; Onur-erdem, sorumluluk ve dürüstlükle uygulanmalıdır.
 ***Beni görmek demek;
ille de yüzümü görmek değildir.
Benim düşüncelerimi,
benim duygularımı anlıyorsanız
bu yeter.
Mustafa Kemal ATATÜRK



TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN,
“MİLLİ SİYASET BELGESİ VE GELENEĞİ”
ESASA DAİR MÜSTENİDAT / DAYANAKLAR )
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “BİZ” lâfzıyla bilinen, “Kuvâ-i Milliye Ruhu ile mündemiç efsane isimler” ve “Destan Kahramanları” olarak anılıp, tarihe mâlolan kurucu ve kurtarıcıları; Mustafa Kemal Atatürk, Mahmut Celâl Bayar, Rauf Orbay, Fevzi Çakmak, Kâzım Karabekir, Salih Omurtak, Ali Fuat Cebesoy, Ali Fuat Başgil, Refet Bele ve İsmet İnönü’ (!) dür. Vatan-millet-bayrak-insan-toprak sevgisi, Adalet, hukuk ve Fazilet timsali olan bu müstesna zat’lar; Kurdukları devletin, ulusal değerler, evrensel norm ve kriterler muvacehesinde “milli siyaset belgesinin esas, usul, kapsam ve çerçevesini belirleyen” belgeyi vazetmişler ve bunu “manevi vasiyet, emanet ve gelenek” anlamında formatlayıp;
Başta “Türk Gençliği” olmak üzere;
Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesinin üstüne ve daha ilerisine taşıyacak “ilkeli, onurlu-şerefli, sorumlu, namuslu-dürüst ve demokrat” insanlar ve nesillerin uygulama ve korumasına “Atatürkün manevi şahsında ebed-müddet kaim bir vasiyet” olarak havale edilmiştir.
Buna göre; “Yürürlükte olması-kalması ve uygulanması gereken” Maddi-manevi vasiyetin, geleneğin esası ve nokta-i istinadı, Milli siyaset belgesi:



MİLLİ SİYASET;
ürk Devleti için vuzuh (açıklıkla) ve kabiliyeti tatbikiye görülen (uygulama imkânı olan) mesleki siyasi Milli Siyasettir :
“Milletimizin, kavi, (sağlam-emin) mesut ve müstekar (istikrarlı-kararlı-sabit ve sakin/meskün) yaşıyabilmesi için, devletin tamamen milli bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin, teşkilâtı dahiliyemize tamamen mutabık ve müstenit olması (dayanması) lâzımdır.
 Milli siyaset dediğim zaman, kastettiğim manâ ve medlûl, (delâlet-işaret edilen, gösterilen) şudur :
Hududu milliyemiz dahilinde, her şeyden evvel kendi kuvvetlerimize müsteniden mıhafazai mevcudiyet ederek millet ve memleketin hakiki saadet ve umranına çalışmak...
Alelıtlak (umumiyetle, mutlaka, bir suretle kayıtlı olmıyarak, min-gayri tahsis) türlü emeller peşinde milleti işgal ve ızrar etmemek... Medeni cihandan, medeni ve insani muameleye ve mütekabil dostluğa intizar etmektir.” (Atatürk, Büyük Nutuk 1919-1923) “Türk Milleti’nin davası yüksek ve medeni bir milletin asilâne ideal davasıdır, İsmet İnönü” (Prof. Dr. Melzig, der., İsmet İnönü: Millet ve İnsaniyet – s: 52)



 DAHİLİ SİYASET;
Hükümetler bütün vatandaşlara eşit mesafede olmak ve adil davranmak zorunda ve durumundadır. (29.Nisan..1928’de hükümet bütçesi üzerinde yaptığı konuşma)
Bizim takip ettiğimiz siyaseti, dahili ve harici safhasında vuzuh ve istikametle ifade edebiliriz.
Dahili siyasette vuzuh ve istikamet:
Cumhuriyet kanunlarını bilâ fark ve bilâ imtiyaz herkese tatbik etmekte dikkat ve hassasiyet gösteren bir siyasettir. Demokrasinin bu tarzda tezahürüelbette kuvvet ve kudretle tecelli eder, biz bu memlekette hayırlı ve semereli olarak yapılacak bütün işler için ilk şart ve azimet (çıkış) noktası evvel emirde vatandaşların huzurunu ve cemiyetin nizamını salim ve müstakim (sağlam ve doğru) bir dahili siyasette bizatihi müteharrik (kendiliğinden hareket edebilen) hâkimler eline mevdu (teslim eden) bir usul ile kabil-i tahakkuk görüyoruz. Bu memleketin yüz seneden beri tarihi gösterir ki;
Hayırlı ve iyi ıslahat yapmak için memleketin şeraitinin, vesaitinin müsait ve mütehammil (uygun ve dayanıklı) olduğu azami hasılayı idrak etmektetereddüt ne kadar muzır (zararlı) ise, geniş ve kayıtsız şeraiti memleketin ortasına sererek anarşiyi tesci etmek (desteklemek), onun kadar muzır, onun kadar kısırdır.
Memleketin hayır ve nef’i (faydası) için şeraitinin ve vesaitinin müsait ve mütehammil olduğu azami hasılayı isteyecek ve alacak kadar idrak ve cesaret, sonra bütün icraatı memleketin demokrasi yolunda her gün bir hatve (adım) daha ilerlemesini temin edecek dikkat, hassasiyet ve kudret; İşte bizim anlayışımız dahili siyasette budur. (İsmet İnönü, İsmet İnönü’nün TBMM Konuşmaları, 1920-1973 Birinci Cilt, 1920-1938 s.285)



 MİLLİ SİYASET BELGESİ :
Devlet ve Milli Hükümetlerin ile Millet Memurlarının (halka hizmet eden ve halktan maaş alanların), "Fazilet anlamında Cumhuriyet, Halk'a ve Hak'a; İnsan Hakları, Adalet ve Hukuk'a Hizmet" ülkenin bütün kurum, kuruluş ve unsurları ile iç ve dış politikayı şamil olarak uygulamak ve (ŞEKLEN DEĞİL !... ESASTAN...) uymak zorunda oldukları; Hüküm, Esas, Usul ve Çerçevesini belirleyen ilkeleri teşkil eden belgeye Milli Siyaset Belgesi denir. Devletin üzerinde yükseldiği temel ilke, öz değer, kavram ve kurumların ana dayanak, kaynak ve değişmez ilkeleri


Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği cumhuriyete inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır.

Mustafa Kemal Atatürk


Mustafa Nevruz Sınacı

***

ANITKABİRİ GÖRMEK İÇİN ADRESİ TIKLAYIN

www.360tr.com/anitkabir

 

Tıkladığınızda açılan sayfanın sağ alt köşesinde bulunan krokide siyah küçük noktalar var.

nereyi görmek istiyorsanız ordaki noktayı tıklamanız gerekiyor.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->


ANA SAYFA
PROFİLİM

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Başlangıç Noktası
cazibelibocek
fusunkar
hayatperest

Arkadaşlarım

ayla2411
rabiayuksel
Ahmet Turan ALTUNSU
yolcugidiyor
dus
nurtenaltinok
eminsel
mcathena
yuceldal
mecnun1965
aklimaestikce
crnceren
ahuozturk
leziz
benhaladeliyim
ressam18
berraksu1
talihoyunlari
ruhumdaninciler
gerceksevda
siirinbuyusu
tuanax
masallarinmasali
alsahindex
ebruname
hisari
maviboncukhobi
cilginogretmen
muzisyenmurat
babambenveoglum
hergecemsensiz
muhammedeminakcay

">